Showing posts with label duygu. Show all posts
Showing posts with label duygu. Show all posts

Friday, April 27, 2012

Mutluluğa Giden 10 Yol


Gazete ve dergilerde belki böyle yazılar okumaktan bıktık artık, ancak Dr. Barton Goldsmith’in bu 10 maddelik listesi, seneler süren araştırmalara dayanıyor. Ben de bunları sizin için özetledim.
 
  1. Sizi güldüren insanlarla beraber olun.
Araştırmalar gösteriyor ki en mutlu olduğumuz zaman, içtenlikle mutlu olan insanlarla beraber olduğumuzda oluyor. Neşeli insanlarla takılın ve mutlulukları size bulaşsın!

  1. Değerlerinize tutunun.
Hayatta doğru olduğuna inandığınız, geleneksel, dinsel, düşünsel ve felsefi değerlere tutunun ve onları onurlandırın. Unutmayın, prensipleri ve hayatta tutunduğu değerleri olmayan bir insan köksüz bir ağaç gibidir.

  1. İyinin farkına varın.
Hayatınızı bir gözden geçirin ve neler işe yarıyor onlara bakın. İşe yaramayanları hayatınızdan çıkaramıyorsanız, iyiyi çoğaltmaya bakın. Küçük boyutta iyi şeyler oluyorsa bile, bunların farkına varıp takdir edin.

  1. En iyinin hayalini kurun.
En iyinin hayali derken, en çok istediğiniz arabanın hayalini değil, ama kendinizle ilgili en iyi senaryonuzu düşünün: kendi yürüttüğünüz bir iş, düzenli bir aile hayatı, daha girişken olduğunuz bir sosyal hayat, yeni projeler… Birçok insan bunların hayalini kurmaktan çekinir, çünkü başarısız olmaktan korkar. Ancak hayal etmek başarmanın büyük bir paydasıdır. Hayalden sonra inanç gelir. İnançtan sonra hedef odaklı hareket.

  1. Sevdiğiniz şeyleri yapın.
Bir mezuniyet konuşmasında Mary Schmich, “Her gün yapmaktan çekindiğiniz veya korktuğunuz birşeyi deneyin” der. Bu tabii ki de her gün skydiving veya bungee jumping gibi aktiviteler deneyin demek değil. Ama günlük hayatımızda farketmesek de korktuğumuz basit şeyler var. Bir toplantıda söz almak, bir insanı yanlış bulduğumuz halde karşı çıkmamak, bir otorite figürüne hayır diyebilmek… Bunlar belki de yapsanız sizin güveninizi yerine getirecek, sizi mutlu edecek şeyler. Bunlardan birini arada deneyin.

  1. Bir amaç edinin.
İnsanlığa katkıda bulunduğuna inanan kişiler her zaman daha mutludurlar. Herkes kendilerinden büyük bir şeyin parçası olmak isterler, çünkü bu his tatmin edicidir.

  1. Kalbini dinle.
Bugün birçok reklamda tekrar tekrar söylenen bu söz, daha çok reklamcıların ürünlerini satmak için kullandığı bir klişe. Ama TV’nin boş sesine kulak asmayıp kendi kalbinizi dinlerseniz neler istediğinizi daha kolay belirleyeceksiniz. Madde 4’teki hayalleri kurabilmek için önce kalbinizi dinlemelisiniz.




  1. Kendi istekleriniz için kendinizi sıkın, başkalarını değil.
Birçoğumuz kendi mutluluğumuzun başkalarının elinde olduğunu düşünebiliriz… Anne, baba, eş, çocuk, patron, arkadaşlar… Ancak, her ne kadar hayatımızı bu kişiler yönlendirse ve etkilese de, mutluluğumuzun anahtarı kendi elimizde, hatta aklımızda. Mahatma Gandhi’nin dediği gibi, “Hayatta görmek istediğiniz değişimi kendiniz yapın.’’


  1. Yeniliklere açık olun.
Değerlerinize tutunun ama yenilikleri göz ardı etmeyin. Değişim hayatın önlenemez bir faktörü. Belki de hayatınızda süregelen terslik ve yanlışlıklar sizin katı bir tutumunuzdan kaynaklanıyor. Bir arkadaş veya bir aile bireyi kişiliğinizle ilgili bir yorum yaptığında defansif davranmayın. Söylediklerine katılmasanız da sizinle konuştuktan sonra kendi köşenize çekilip söylediği şeyler doğrultusunda hayatınızı gözden geçirin. Belki birçok insanın söylemeye çekindiği şeyi söyleyerek, size büyük bir iyilik yapıyordur.

  1. Basit zevkleriniz olsun.
Bir yürüyüş, çıplak ayakla çimde yürüme, komik ama belki de aptalca şakalar, sıcak günler, yıldızlı geceler, yanan bir ateş… Bunlar hayatın bedava diyebileceğimiz zevkleri, ama en vazgeçilmezleri. Bunları bilin, ve değer verin.

Kasveti Kendinizden Uzaklaştırmak için 6 Strateji

Bugünün makalesi günlük psikolojiyle ilgili. Kasvetli, hüzünlü hissetmek hepimize özgü birşey. Yine de böyle hissettiğimizde bazen içinden çıkmayı zor buluyoruz. Bu makalede 6 adımda bu kasvetten nasıl uzaklaşacağımızı anlatacağım:

1. Karşılaştırma moduna girmeyin.
Hüzünlü hissettiğimizde nedense bizden başka herkesin mutlu ve huzurlu olduğunu düşünürüz. Oysaki bir anda gelen hüzün tüm insanlara özgü birşeydir. Materyal zenginlikle genç/yaşlı olmakla veya bizi seven insanlarla alakası yoktur. Ancak çoğu insan hüzünlü hissetse de büyük ihtimalle zayıf gözükmemek için bunu saklar. Bu da dolayısıyla etrafımızdaki mutlu, enerjik insanları görünce bizi daha da kötü hissettirebilir. Etrafınızdaki insanlarla kendinizi karşılaştırmayın. Hastalık, ölüm, başarısızlık, ayrılık hepimizin başına gelen şeyler. Ne para ne de başka bir materyal varlık hüzne engel olabilir.

2. Kendinizi hüzünden zorla çıkarmaya çalışmayın.
Kendi kendinize ''Böyle hissetmemeliyim.'' demek kendinize yapacağınız en büyük acımasızlıktır. Kendinize üzgün hissettiğiniz için kızmak yerine, kafanızı oyalayacak birşeyler bulmaya çalışmanız daha sağlıklı bir yaklaşım olur. Ayrıca ''Böyle hissetmemeliyim.'' gibi zorlayıcı bir yaklaşım, daha da kötü hissetmenize neden olabilir. Hüznünüzle barışık olun. Duyguların farkında olmak, ve kucaklamak, onları değiştirmeye çalışmaktan çok daha iyi bir yaklaşımdır.

3. Duygularımız da hava gibi değişken olabilir.
''Şimdi ne oldu da böyle hissediyorum?'' ''Neden bu sabah her sabahki kadar mutlu uyanmadım?'' ''Neden herşey gözüme bugün daha negatif gözüküyor?'' Bunların hepsi çok doğal sorular. Ancak insanlar kompleks varlıklar. Birçok şartlanma, geçmişte yaşanmış duygular, bilinçaltına atılmış hisler ve tecrübeler insanın bugünkü tecrübesini oluşturur. Konusunda expert bir psikolog bile bir insanın herhangi bir anda neden belli birşeyi hissettiğini çözümleyemez. Dolayısıyla sürekli ''Neden?'' sorusunu sorup kendimizi hırpalamak yerine, insan duygularının hava gibi değişken olduğunu kabul edip hüznümüzü kabullenmek, ve onu insan duygu spektrumunda bir renk olarak düşünmek daha yapıcı bir yaklaşımdır.

4. Dışarı çıkmayı deneyin.
Çevrenizi değiştirmek, ruh halinizi değiştirmek için iyi bir yöntemdir.  İnsanın algılayışı farklı ortamlarda değişir. Sesler, kokular, görüntüler dışarıda farklıdır. Hele ki günün keşmekeşinden uzakta, huzurlu bir yerde yürüme imkanınız varsa ne güzel. Yine de ister şehrin tam ortasında, isterseniz şehrin karmaşasından biraz uzakta olun; ister ağaçların içine, ister insanların içine dalıp yürümek, 20 dakika, yarım saat için bile olsa sizi rahatlatıcaktır.

5. Zor durumda olan birine yardım edin. 
 Tibetli Budist öğreticisi Pema Chödrön acının ve zorlukların tadının hepimiz için aynı olduğunu söylemiştir. Hüzün ve kasvet için de aynı şey denebilir. Yardıma ihtiyacı olan birine içtenliğinizle elinizi uzatmak, sizi kendi dertlerinizden uzaklaştıracak, sizden başkalarının da hayatın akışı içinde zorluklar çektiğini gösterip sizde farkındalık yaratacaktır. Birçok psikoloğun düzenli topluma yardım kuruluşlarında gönüllü olarak çalışmanızı önerme sebebi de budur.

6. Hüznünüze neşe katın.
İstediğiniz birşeyi yapın, aptalca da olsa. Puzzle yapın, hamurla oynayın, kurabiye pişirin, defalarca izlediğiniz ama izlemekten bıkmadığınız bir filmi izleyin. O anki rutininizden kurtulun ve çocukça birşeyler yapın. Farkediceksiniz ki yaptığınız şey gerçekten sizi hüznünüzden uzaklaştıracak.

Hüzün geliyorum demez! Ama bu stratejileri uygularsanız kendizi bitmek bilmez bir kısırdöngüden kurtarabilirsiniz. Eğer sizin de hüznünüzü dağıtmak için yaptığınız aktiviteler varsa, yorumlarla ekleyebilirsiniz!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

paylaşın :)

Get widget